Türkçe - İngilizce
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
İngilizce Eş Anlamlılar
Türkçe - İngilizce Cümleler
Çeviri
Reklamları Kaldır
Oturum Aç / Üye Ol
Işıkları Söndür
English
English
Türkçe
Français
Español
Deutsch
Çeviri
Eş Anlamlılar
Cümleler
Araçlar
Kaynaklar
Hakkımızda
İletişim
Oturum Aç / Üye Ol
EN-TR
Türkçe - İngilizce
Almanca - İngilizce
İspanyolca - İngilizce
Fransızca - İngilizce
İngilizce Eşanlam
Türkçe - İngilizce Cümleler
Türkçe - İngilizce
Geçmişi Gizle
Geçmiş Detayları
Geçmişi Sil
Geçmiş :
reward expectancy
formation continue
grinding test
Yellow-bill
user- friendly
Life course
pra
châm
let something
top-hinged rectangular window
long faces
emergency area
visual consciousness
a native
ecosystem models
bloc de commande
avionics console
Camcorder
public roads
drowned flow
bonded pickup
tail side
Common Raven
treschavos
completely defeated
let something
Geçmiş
Cümleler
"let something"
teriminin diğer terimlerle kazandığı İngilizce Türkçe Sözlükte anlamları : 150 sonuç
Kategori
İngilizce
Türkçe
Genel
1
Genel
let something become wide apart
f.
seyrekleştirmek
2
Genel
let something prey on one's mind
f.
dert etmek
3
Genel
let something out to somebody
f.
kiraya vermek
4
Genel
let something hang down
f.
sarkıtmak
5
Genel
let something spoil
f.
kokutmak
6
Genel
let something go by the board
f.
fırsatı kaçırmak
7
Genel
let something off to somebody
f.
kiraya vermek
8
Genel
let something slip
f.
ağzından kaçırmak
9
Genel
let something pass unchallenged
f.
göz yummak
10
Genel
let something flow
f.
akışına bırakmak
11
Genel
let something ride
f.
oluruna bırakmak
12
Genel
let something flow
f.
akıtmak
13
Genel
let something off
f.
kiraya vermek
14
Genel
let something out
f.
kiraya vermek
15
Genel
let daylight into something
f.
aydınlatmak
16
Genel
let something go by the board
f.
bir şeyden vazgeçmek
17
Genel
let (something) slip out
f.
ağzından kaçırmak
18
Genel
let somebody use something
f.
kullandırmak
19
Genel
let something ride
f.
bir durum karşısında herhangi bir önlem almamak
20
Genel
not let something happen
f.
mahal vermemek
Öbek Fiiller
21
Öbek Fiiller
let someone into something
f.
birini içeri almak
22
Öbek Fiiller
let someone get on with something
f.
birinin birşeyi yapmayı sürdürmesine izin vermek
23
Öbek Fiiller
let loose of someone or something
f.
tutmaktan vazgeçmek
24
Öbek Fiiller
let loose of someone or something
f.
bırakmak
25
Öbek Fiiller
let someone or something at someone or something
f.
birinin bir kişiye veya bir şeye vurmasına izin vermek
26
Öbek Fiiller
let (one) at (someone or something)
f.
(birinin bir kişiyi) dövmesine müsaade etmek
27
Öbek Fiiller
let someone or something at someone or something
f.
birinin bir kişiyi dövmesine müsaade etmek
28
Öbek Fiiller
let (one) at (someone or something)
f.
(birinin bir kişiye veya bir şeye) vurmasına izin vermek
29
Öbek Fiiller
let (one) at (someone or something)
f.
(birinin bir şeyin) başına geçmesine izin vermek
30
Öbek Fiiller
let someone or something at someone or something
f.
birinin bir kişiyi rahatsız etmesine izin vermek
31
Öbek Fiiller
let someone or something at someone or something
f.
birinin bir kişiyle uğraşmasına müsaade etmek
32
Öbek Fiiller
let (one) at (someone or something)
f.
(birinin bir şeyi) kontrol etmesine müsaade etmek
33
Öbek Fiiller
let off on (someone or something)
f.
(birini/bir şeyi) salmak/bırakmak
34
Öbek Fiiller
let (one) in on (something)
f.
(birine) gizli/herkesin bilmediği bir sırrı açıklamak
35
Öbek Fiiller
let out of (something or some place)
f.
(bir yerden) salınmak
36
Öbek Fiiller
let out of (something or some place)
f.
(bir şeyden/yerden) çıkmak
37
Öbek Fiiller
let (one) in on (something)
f.
(birini bir şeye) ortak etmek
38
Öbek Fiiller
let off on (someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) üzerindeki baskıyı azaltmak/kaldırmak
39
Öbek Fiiller
let (someone) into (something or some place)
f.
(birini bir gruba) kabul etmek/almak
40
Öbek Fiiller
let (one) in on (something)
f.
(birini gizli bir şeye) dahil etmek
41
Öbek Fiiller
let up (on someone or something)
f.
(birine/bir şeye) karşı daha hoşgörülü olmak
42
Öbek Fiiller
let (one) in on (something)
f.
(birini bir şeyin) içine aldırmak
43
Öbek Fiiller
let up (on someone or something)
f.
(birine/bir şeye) karşı daha az acımasız olmak
44
Öbek Fiiller
let (someone or something) into (something or some place)
f.
(birini/bir şeyi bir şeye/bir yere) almak
45
Öbek Fiiller
let up (on someone or something)
f.
(birinin/bir şeyin) üzerine fazla düşmemek/varmamak
46
Öbek Fiiller
let up (on someone or something)
f.
(birine/bir şeye) müsamaha göstermek
47
Öbek Fiiller
let (someone or something) into (something or some place)
f.
(birinin/bir şeyin bir şeye/bir yere) girmesine izin vermek
İfadeler
48
İfadeler
let alone do something
expr.
yapmak şöyle dursun
49
İfadeler
let alone someone or something
expr.
biri/bir şey şöyle dursun
50
İfadeler
let alone someone or something
expr.
bırak birini/bir şeyi
51
İfadeler
let alone someone or something
expr.
biri/bir şey bir yana
Konuşma Dili
52
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyi) tüm gücüyle yapmak
53
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyi) çok kuvvetli bir şekilde yapmak
54
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyi) kısıtlama olmadan yapmak
55
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyi) içinden geldiği gibi yapmak
56
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyi) rahatça/serbestçe yapmak
57
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyin) kendi halinde ilerlemesine/akmasına izin vermek
58
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyi) istekle/hevesle yapmak
59
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyi) başlatmak
60
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyi) çalıştırmak
61
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyi) serbest bırakmak
62
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyi) fırlatmak
63
Konuşma Dili
let (something) rip
f.
(bir şeyi) çekinmeden/kendini tutmadan yapmak
64
Konuşma Dili
let (something) play out
f.
(bir şeyi) sürecine bırakmak
65
Konuşma Dili
let (something) play out
f.
(bir şeye) karışmamak/müdahale etmemek
66
Konuşma Dili
let (something) play out
f.
(bir şeyi) kendi haline bırakmak
67
Konuşma Dili
let (something) play out
f.
(bir şeyi) akışına bırakmak
68
Konuşma Dili
let (something) play out
f.
(bir şeyi)oluruna bırakmak
69
Konuşma Dili
let (something) play out
f.
(bir şeyin) kendi halinde ilerlemesine izin vermek
70
Konuşma Dili
not let someone catch someone doing something
f.
(bir daha sakın) bir şeyi yapmamak
71
Konuşma Dili
not let someone catch someone doing something
f.
(bir daha) bir şey yaparken yakalanmamak
72
Konuşma Dili
not let someone catch someone doing something
f.
(bir daha) bir şey yaparken görülmemek
73
Konuşma Dili
let (someone or something) get out of (something)
f.
(birinin/bir şeyin bir şeyden) inmesine izin vermek
74
Konuşma Dili
let (someone or something) get out
f.
(birinin/bir şeyin) caymasına izin vermek
75
Konuşma Dili
let (someone or something) get out of (something)
f.
(birinin/bir şeyin bir şeyden) caymasına izin vermek
76
Konuşma Dili
let (someone or something) get out
f.
(birinin/bir şeyin) feshetmesine izin vermek
77
Konuşma Dili
let (someone or something) get out
f.
(birinin/bir şeyin) gitmesine/çıkmasına/inmesine izin vermek
78
Konuşma Dili
let (someone or something) go
f.
(birini/bir şeyi) serbest/özgür bırakmak
79
Konuşma Dili
let (someone or something) go
f.
(birinin/bir şeyin) gitmesine izin vermek
80
Konuşma Dili
let (someone or something) go
f.
(birini/bir şeyi) salıvermek
81
Konuşma Dili
let (someone or something) get out of (something)
f.
(birinin/bir şeyin bir gereklilikten/zorunluluktan) kaçmasına izin vermek
82
Konuşma Dili
let (someone or something) get out of (something)
f.
(birinin/bir şeyin bir şeyi) feshetmesine izin vermek
83
Konuşma Dili
let (someone or something) get out of (something)
f.
(birinin/bir şeyin bir şeyden/yerden) gitmesine/çıkmasına izin vermek
84
Konuşma Dili
let (someone or something) get out
f.
(birinin/bir şeyin) bir gereklilikten/zorunluluktan kaçmasına izin vermek
85
Konuşma Dili
let's dump (someone or something)
expr.
(birinden/bir şeyden) kurtulalım
86
Konuşma Dili
let's dump (someone or something)
expr.
(birini/bir şeyi bir yere) bırakalım/atalım
87
Konuşma Dili
let's dump (someone or something)
expr.
(birini/bir şeyi) bırakalım/terk edelim
88
Konuşma Dili
don't let (someone or something) get you down
expr.
kendini çok yıpratma
89
Konuşma Dili
don't let (someone or something) get you down
expr.
(birinin veya bir şeyin) seni üzmesine izin verme
90
Konuşma Dili
don't let (someone or something) get you down
expr.
kendini çok üzme
91
Konuşma Dili
don't let (someone or something) get you down
expr.
kafana takma
92
Konuşma Dili
don't let (someone or something) get you down
expr.
(birinin veya bir şeyin) moralini bozmasına izin verme
93
Konuşma Dili
don't let (someone or something) get you down
expr.
(birinin veya bir şeyin) canını sıkmasına izin verme
94
Konuşma Dili
let us (do something)
expr.
hadi (bir şeyi) yapalım
95
Konuşma Dili
let (something) get out
(bir şeyin) duyulmasına/yayılmasına izin vermek
Deyim
96
Deyim
let something slide
f.
işi sermek
97
Deyim
let someone in for something
f.
başına sarmak
98
Deyim
let something slip
f.
bir şeyi ağzından kaçırmak
99
Deyim
let something rip
f.
işi oluruna bırakmak
100
Deyim
let something slip out
f.
bir şeyi ağzından kaçırmak
101
Deyim
let something go hang
f.
ipin ucunu bırakmak
102
Deyim
let something slip out
f.
sırrı ağzından kaçırmak
103
Deyim
sit back and let something happen
f.
karışmamak
104
Deyim
sit back and let something happen
f.
geride durmak
105
Deyim
let something slip through one's fingers
f.
elinden kaçıp gitmesine izin vermek
106
Deyim
let something get out
f.
dışarıya bilgi/veri vb sızdırmak
107
Deyim
let something out
f.
dışarıya bilgi/veri vb sızdırmak
108
Deyim
let someone in for something
f.
birini bir şeye bulaştırmak
109
Deyim
let something pass
f.
görmezden gelmek
110
Deyim
let something slide by
f.
boşa vakit harcamak
111
Deyim
let something slip by
f.
(fırsat/bir cisim) ellerinden kayıp gitmek
112
Deyim
let something slide by
f.
(fırsat/bir cisim) ellerinden kayıp gitmek
113
Deyim
let something slip by
f.
boşa vakit harcamak
114
Deyim
let something slip through one's fingers
f.
ellerinden kayıp gitmek
115
Deyim
let something slip through one's fingers
f.
parmaklarının ucundan kayıp gitmek
116
Deyim
let something slip through one's fingers
f.
parmaklarının ucundan kaçırmak
117
Deyim
let oneself in for something
f.
kaşınmak/aranmak
118
Deyim
let somebody in on something
f.
birine gizli/herkesin bilmediği bir sırrı açıklamak
119
Deyim
let someone get by with something
f.
birinin yaptığının yanına kar kalmasına izin vermek
120
Deyim
let loose with something (a loud scream)
f.
bağırmak
121
Deyim
let go with something (a loud scream)
f.
bağırmak
122
Deyim
let go with something (a loud scream)
f.
çığlık atmak
123
Deyim
let loose with something (a loud scream)
f.
çığlık atmak
124
Deyim
let something drop
f.
üzerine varmamak
125
Deyim
let something drop
f.
üstelememek
126
Deyim
let something drop
f.
ağzından kaçırmak
127
Deyim
not let (someone) catch (one) (doing something)
f.
(yasak bir şey yaparken birine) yakalanmamak
128
Deyim
not let (someone) catch (one) (doing something)
f.
(yaparken biri tarafından) görülmemek
129
Deyim
let something slip by
f.
(zamanı) anlayamadan geçirmek
130
Deyim
let something slide by
f.
(önemli bir tarihi, planı) kaçırmak/unutmak
131
Deyim
let something slip by
f.
(zamanı) boş geçirmek
132
Deyim
let something slip by
f.
(yanından) geçmesine izin vermek
133
Deyim
let something slide by
f.
(zamanı) anlayamadan geçirmek
134
Deyim
let something slide by
f.
(yanından) geçmesine izin vermek
135
Deyim
let something slide by
f.
(zamanı) boş geçirmek
136
Deyim
let something slide by
f.
fark etmeden geçirmek
137
Deyim
let something slip by
f.
fark etmeden geçirmek
138
Deyim
let something slip by
f.
(topu) kaçırmak/yakalayamamak
139
Deyim
let something slide by
f.
(zamanın) akıp gittiğini fark etmemek
140
Deyim
let something slide by
f.
(topu) kaçırmak/yakalayamamak
141
Deyim
let something slip by
f.
(zamanın) akıp gittiğini fark etmemek
142
Deyim
let something slip by
f.
(önemli bir tarihi, planı) kaçırmak/unutmak
143
Deyim
not let (someone) catch (one) (doing something)
f.
(izinsiz bir şey yaparken birine) yakalanmamak
144
Deyim
not let someone get away with something
f.
yanına bırakmamak
145
Deyim
let something slip by
f.
zamanı boşa harcamak
146
Deyim
let (someone) loose (on something)
f.
(birini bir konuda) kendi haline bırakmak
147
Deyim
let something slip by
f.
önemli bir günü/zamanı kaçırmak
148
Deyim
let (someone) loose (on something)
f.
(birini bir konuda) salıvermek
149
Deyim
let (someone) loose (on something)
f.
(birini bir konuda) serbest/özgür bırakmak
150
Deyim
let something slide by
f.
zamanın nasıl geçtiğini anlamamak
×
Pronunciation in context (
out of
)
Pronunciation of let something
×
Terim Seçenekleri
Çeviri Öner / Düzelt
Fransızca İngilizce Sözlük
İspanyolca İngilizce Sözlük
Almanca İngilizce Sözlük
İngilizce Eş Anlamlılar Sözlük
Google Images
Merriam Webster
Dictionary.com
The Free Dictionary
Abbreviations
Wikipedia in English
Wikipedia in Turkish
Urban Dictionary
German, LEO
Chinese, Dict.Cn
Spanish, SpanishDict
Russian, Multitran.ru
Medical, MedicineNet
İşaret Dili, Signing Savvy